top of page
Blog
İlişkilerimizden çocukluk deneyimlerimize, zor duygulardan kendimizle kurduğumuz ilişkiye kadar hayatın içinde karşılaştığımız pek çok konuya psikoloji penceresinden bakıyorum. Burada bağlanma, özdeğer, duygu düzenleme, ebeveynlik, değişim ve terapi süreci üzerine; bazen bilimsel bilgilerden, bazen de gündelik hayatın küçük anlarından yola çıkan yazılar bulabilirsiniz.


Çocukken Olgun Bir Çocuktum, Şimdi Çocuksu Bir Yetişkinim
Çocukken duygularını tuttun. Ağlamadın, istemedin, beklemedin. Herkesin iyiliğini düşündün, kendini hep erteledin. Hayır diyemedin, sürekli onay aradın, herkesin yükünü üstlendin. Erken büyüyen, “olgun” bir çocuk oldun. Şimdi yetişkinsin ama… Eleştiriye dayanmak zor geliyor.Kırılınca içine kapanıyorsun. Takdir edilmediğinde eksik hissediyorsun belki. Bir yetişkin gibi duruyorsun ama içinde bir çocuk duyulmak istiyor. Bazı günler güçlü, ayakta, kontrol sende. Bazen de küçük bi


Koparılan Çiçekler
Bunu düşünmeye başladığımda aslında bahçeyle pek ilgim yoktu. Daha çok insanlarla… Daha doğrusu insanların birbirine bakma biçimiyle. Bir şey yapıyoruz ama yetmiyor. Yaptığımızı göstermek istiyoruz. Gösterdiğimiz de yetmiyor onaylanmak, anlaşılmak istiyoruz. Emin olmak için bir kez daha söylüyoruz: “Aa bak, ben yaptım.” Bazen dile bile gelmiyor ama davranışın tamamına siniyor. İnsan niye yapar bunu? Bence mesele kibir değil. Daha tanıdık bir yerden geliyor: Görünmez kalma kor


Senin Beğendiğin bir Tip Yok, Senin bir Paternin Var
Mesela mesaj atarsın, saatlerce cevap gelmez. Bir şey mi oldu? diye tekrar yazarsın. İstediğinde yazar sana, iyi dersin sorun yok. Sonra birden mesafe girer araya. Sen neyin değiştiğini anlamaya çalışırsın. Kafanın içinde aynı cümleler döner: “Ben mi fazla geldim?” “Acaba yanlış bir şey mi söyledim?” Ve sonra ondan küçük bir mesaj gelir. Bir anda rahatlama. Tamam dersin, demek ki sorun yokmuş. Ama bir süre sonra aynı döngü yeniden başlar. Aslında bu, çoğumuzun bir yerden tanı


Bastırılan Duygulara Ne Oluyor?
Bir çocuğa “üzülme” dediğimizde, onun iyiliğini düşündüğümüzü sanabiliriz. “Korkma” diyerek onu cesaretlendirdiğimizi, “Kızma” diyerek daha sakin biri olmasına yardımcı olduğumuzu düşünebiliriz. Ama gerçekten öyle mi? Çocuk, hissetmesine izin verilmeyen bir duyguyu nereye koyar? Korkusunu dile getiremezse, o korku kaybolmaz; şekil değiştirerek başka maskeler takabilir. Bazen bedende bir ağrıya dönüşebilir, bazen de beklenmedik bir öfke patlaması olarak ortaya çıkabilir. Üzünt


Tanıdık Olan Her Zaman Güvenli mi?
Bazı duygular vardır, size çok tanıdık gelir. Bir kokuyu, bir bakışı, bir sesi anımsatır. O tanıdıklık, sanki evinizin kapısından içeri girmişsiniz gibi bir his yaratır. Ama her tanıdık olan, gerçekten ev gibi midir? Bağlanma kuramı der ki; insanın gelişebilmesi için önce güvenli bir bağ kurması gerekir. Bowlby’ye göre bu bağ, yalnızca korunma hissi değil; aynı zamanda hayata açılan bir kapıdır. Güvenli bağ, insanı yeni yolları denemeye davet eder. Çocuğun zihninde, sevildiği
bottom of page